Dünyanın en yaratıcı ajansı hangisi?
“En yaratıcı ajans” unvanı her yıl el değiştiriyor. Listeler gerçekte neyi ölçüyor, bir marka bu listelerden ne öğrenmeli?
Her haziran, Cannes’daki Palais’nin sahnesine bir ajans çıkar ve bir yıl boyunca “dünyanın en yaratıcı ajansı” olarak anılır. Ertesi yıl başka bir ajans çıkar. Bu döngü reklamcılığın en sevdiği tiyatrodur ve yanlış da değildir: Yaratıcılık bu sektörün para birimidir. Ama bir marka yöneticisi için asıl soru, sahneye kimin çıktığı değil, o sahneye nasıl çıkıldığı ve bunun kendi markasına ne kazandıracağıdır.
Yaratıcılık ölçülebilir mi?
Kısa cevap: Kısmen. Bugün “en yaratıcı” unvanını dağıtan sistemlerin neredeyse hepsi ödül puanlarına dayanır ve her biri farklı bir şeyi ölçer.
- Cannes Lions: Festivalde kazanılan her Grand Prix, altın, gümüş ve bronzun puanı toplanır; yıl sonunda Yılın Ajansı, Yılın Ağı ve Yılın Markası belirlenir. Dünyanın en çok izlenen tablosudur.
- WARC Rankings: Eski adıyla Gunn Report. Dünyanın önde gelen yaratıcılık ödüllerinin sonuçlarını birleştirerek tek bir küresel sıralama çıkarır.
- Lürzer’s Archive: Ödül değil seçki. Editörlerin bir yıl içinde dergide yayımladığı işlere göre ajansları ve yaratıcıları sıralar.
- Effie: Yaratıcılığı değil etkinliği ödüllendirir. Bir kampanyanın satışa, pazar payına ya da davranışa etkisini kanıtlamanız gerekir.
Bu listelerin ortak zayıflığı da bellidir: Ödüle başvurmayan ajans listede yoktur. Ödül bütçesi büyük olan ağlar avantajlıdır. Ve bir işin jüriyi etkilemesi, tüketiciyi etkilediği anlamına gelmez. Yine de bir ekibin yıllar boyunca bu tablolarda kalması, tesadüfle açıklanamayacak bir yöntemin işaretidir.
Cannes Lions: Bir film festivalinden yaratıcılığın borsasına
Cannes Lions 1954’te sinema salonlarında gösterilen reklam filmlerinin festivali olarak doğdu. Bugün film, basın, açık hava, dijital, tasarım, strateji, sağlık ve sosyal fayda dahil onlarca kategoride işleri değerlendiren, dünyanın en büyük yaratıcılık buluşması. Kategori sayısı arttıkça festivalin sonundaki özel ödüller de önem kazandı. Yılın ajansı, yılın ağı ve yılın markası unvanları, sektörün bir sonraki yıl kime bakacağını belirleyen bir tür borsa endeksine dönüştü.
Son iki yılın tablosu, sektörün ne kadar hızlı değiştiğini de anlatıyor. 2025’te Yılın Yaratıcı Markası AXA, ardından Dove ve Vaseline oldu. Ağlar arasında zirveyi DDB aldı; Gökhan Akça’nın kariyerinin önemli bir dönemini geçirdiği bu ağ, rekor sayıda aslanla ikinci kez Yılın Ağı seçildi. 2026’da ise Yılın Ağı unvanını Burcu Üngör Akça’nın da bir dönem çalıştığı Ogilvy aldı; dünyanın dört bir yanındaki ofislerinden gelen 81 aslanla. Yılın Yaratıcı Markası ilk kez Heineken oldu; onu KitKat ve IKEA izledi. Aynı yıl Cannes, holding şirketlerine verilen Yılın Yaratıcı Şirketi ödülünü kaldırdı. İki büyük reklam holdinginin birleşmesiyle sektörün haritası değişmişti; DDB adı da bu birleşmenin ardından listelerden çekildi.
Bu tablonun markalar için en ilginç satırı, yılın markaları listesi. Heineken, KitKat, IKEA, Dove: Hepsi yaratıcılığı tek bir kampanyada değil, yıllara yayılan bir marka disiplininde tutan şirketler. Büyük işler, uzun soluklu ilişkilerden ve cesur müşterilerden çıkıyor.
Yaratıcılık gerçekten satar mı?
Yaratıcılığı süs gibi gören marka yöneticileri hâlâ var. Veri ise tersini söylüyor. İngiltere’deki reklamcılar birliği IPA’nın etkinlik veri tabanı, bu konudaki en kapsamlı kaynaklardan biri. Pazarlama etkinliği uzmanı Peter Field’ın bu veriler üzerinde yaptığı analiz, yaratıcılık ödülü alan kampanyaların, ödül almayanlara göre aynı medya ağırlığıyla pazar payını yaklaşık 11 kat daha verimli büyüttüğünü gösterdi. Kampanya ne kadar çok yaratıcılık ödülü aldıysa, etkinliği de o kadar yüksekti. Ödüllü işler ayrıca duygusal olmaya çok daha yatkındı.
Ama hikâyenin ikinci bölümü de en az ilki kadar önemli. Aynı araştırmacının sonraki çalışması, bu avantajın zaman içinde eridiğini gösterdi: 1996-2008 döneminde yaratıcılık ödüllü kampanyalar yaklaşık 12 kat daha verimliyken, 2006-2018 döneminde bu çarpan 4’e düştü. Sebep, ödül jürilerinin ve markaların kısa vadeli satış aktivasyonlarına yönelmesiydi. Uzun vadeli, duygusal marka inşasına odaklanan yaratıcı kampanyalar ise hâlâ büyük kâr artışı getirme ihtimali en yüksek işler arasında.
Bu iki bulgunun birlikte söylediği şey açık: Yaratıcılık, medya bütçesinin verimini artıran en güçlü araçlardan biri. Ama tek başına bir ödül değil, uzun vadeli bir marka stratejisinin parçası olduğunda işe yarıyor. İnsanlar fark etmedikleri şeyi hatırlamaz, hatırlamadıkları markayı da seçmez.
Ödül mü, etki mi? İki listeyi birlikte okumak
Bir ajansın gerçek değerini görmek için yaratıcılık ve etkinlik listelerini yan yana koymak gerekir. Yalnızca yaratıcılık ödülleri olan bir ajans, jüriyi etkilemeyi iyi biliyor olabilir ama markanın satış tablosuna dokunmamış olabilir. Yalnızca etkinlik ödülleri olan bir ajans ise sonuç üretiyordur ama bunu çoğu zaman yüksek medya bütçesiyle, yani pahalı yoldan yapıyor olabilir. İki listede birden görünen işler ise en değerli olanlardır: Hem fark edilmiş hem de işe yaramış işler.
Marka yöneticileri için pratik bir yöntem şu: Bir ajansın ödüllü işlerinin her biri için “bu kampanyadan sonra markaya ne oldu?” diye sorun. Cevap net bir iş sonucuysa, karşınızda yaratıcılığı bir araç olarak kullanan bir ekip var.
Bir dönem İstanbul da bu tablolardaydı
Türkiye bu listelere yabancı değil. 2009’da İstanbul’daki DDB&Co., Cannes Lions’ta dünyanın en yaratıcı üçüncü ajansı seçildi; 2010’da Golden Drum’da Yılın Ajansı unvanını aldı. Aynı yıl ajansın reklam yazarlarından, bugün DokuzDoksan’ın kurucu ortaklarından Gökhan Akça, Lürzer’s Archive’ın dünya reklam yazarları sıralamasında birinci oldu. O dönemin hikâyesini ayrı bir yazıda anlattık.
Türkiye’de yaratıcılık nasıl ölçülür?
Türkiye’de yaratıcılığın en köklü ölçüsü Reklamcılar Derneği’nin Kristal Elma’sıdır. 2026’da 38. kez dağıtılan ödüller film, basın, açık hava, dijital, tasarım ve medya kullanımı gibi onlarca kategoride işleri değerlendirir; törende ayrıca yaratıcılığa cesaret veren markalara da yer açılır. MediaCat’in Felis ödülleri yaratıcı işleri, Effie Türkiye ise reklamın iş sonuçlarını ödüllendirir. Bu üçünün birlikte okunması, bir ajansın hem fikir hem de sonuç üretip üretmediğini görmenin en iyi yoludur.
DokuzDoksan bu tabloda nerede?
DokuzDoksan, 2018’de kurulmuş bağımsız bir reklam ve tasarım ajansı. Börd&Co için tasarladığı logo Kristal Elma’da En İyi Logo ödülünü aldı. Ajansın yaratıcı birikimi kurucularının kariyerlerine de dayanıyor: Kurucu ortak ve kreatif direktör Burcu Üngör Akça, Ogilvy, BBDO ve VMLY&R’da Effie, Kristal Elma, Felis, MIXX ve PRİDA dahil yerel ve uluslararası yarışmalarda 40’a yakın ödül kazandı. Kurucu ortak Gökhan Akça’nın kariyeri boyunca kazandığı ödül sayısı 120’yi aşıyor.
Bugün DokuzDoksan, kadınlardan oluşan bir ekiple Türkiye İş Bankası, Kütahya Porselen, Turkcell, Sabancı ve UNFPA gibi markalar için işler üretiyor. Ajansın kuruluş fikri, bu yazının son bölümündeki dördüncü maddeden doğdu: Az sayıda markaya, fikirlerine zaman ayırarak çalışmak.
Yaratıcı bir iş için brif nasıl yazılır?
Yaratıcı işler çoğu zaman yaratıcı bir ajanstan değil, iyi bir brif’ten çıkar. Ajansınızdan cesur bir iş bekliyorsanız, brif’inizde şu beş şeyin net olması gerekir:
- Tek bir iş problemi. “Bilinirliği artırmak” bir problem değil, bir dilektir. “Genç aileler kategoriye girerken bizi listelerine almıyor” bir problemdir.
- Tek bir hedef kitle cümlesi. Demografik tablo değil, bir insan tarifi. Bu insan bugün ne düşünüyor, ne yapıyor, neden bizi seçmiyor?
- Söylememiz gereken tek şey. On faydayı sıralamak yerine, en güçlü olanı seçin. Ajansın işi onu en akılda kalır biçimde söylemek olsun.
- Kanıt. Markanın bu sözü neden söyleyebildiğini gösteren gerçek bir ürün, hizmet ya da geçmiş.
- Cesaret alanı. Markanın tonunda neyin kesinlikle yapılmayacağını ve neyin denenebileceğini baştan söyleyin. Sınırları net çizilmiş bir alan, ajansı daha özgür kılar.
Bir marka için doğru soru
“En yaratıcı ajans hangisi?” sorusu, bir marka için genellikle yanlış sorudur. Doğru soru şudur: Benim problemimi en yaratıcı biçimde kim çözer? Bu soruyu sorarken şu dört şeye bakmanızı öneririz:
- Problem tanımı. Ajans size ilk toplantıda fikir mi getiriyor, yoksa önce probleminizi mi soruyor? İyi işler doğru sorulmuş sorulardan çıkar.
- Tek fikir. Kampanyalar tek bir cümleyle anlatılabiliyor mu? Anlatılamıyorsa, tüketici de anlatamaz.
- Süreklilik. Ajansın işleri farklı markalarda, farklı yıllarda aynı kaliteyi koruyor mu?
- Ekibin zamanı. Markanıza gerçekte kaç kişi, ne kadar zaman ayıracak? Büyük yapılarda en iyi ekip çoğu zaman en büyük müşteriye gider.
Yaklaşımımızı Hakkında sayfasında, işlerimizi İşler sayfasında bulabilirsiniz. Bir brif üzerinde birlikte düşünmek isterseniz bize yazın.